TSI Teknolojisi çalışma prensibi

TSI teknolojisi, Volkswagen’in direk püskürtmeli benzinli motorlarını temsil eder.
 
TSI motorlar, Volkswagen grubunun önceki nesil FSI motorlarında kullanılmaya başlayan yüksek basınçlı direkt benzin enjeksiyonu teknolojisine sahiptir. Direkt enjeksiyon sayesinde yakıt – hava karışımı yanma odasında gerçekleşmekte ve yüksek basınçlı enjektörlerin de yardımıyla yakıtın daha iyi homojenize olması sağlanmaktadır. Bu, daha iyi yanma ve verim artışını beraberinde getirir; Performans, yakıt ekonomisi ve düşük egzoz emisyonu bir aradadır.
 
TSI motorlar, bir veya iki ayrı aşırı besleme ünitesiyle de güçlendirilmiştir. Tek şarjlı TSI motorlarda, yüksek verimli ve düşük devirlerden itibaren etkinlik kazanabilen ve böylece minimum turbo boşluğuna sahip (turbo lag) bir egzoz turboşarjı kullanılmaktadır. Yüksek devirlerde, turbo türbinin aşırı hızlanmasını ve limitlerin üzerinde basınçlara maruz kalmasını önlemek için, tüm TSI motorlar bir “Wastegate” ile donatılmıştır. Vites değişimlerinde ise, aniden serbest bırakılan gaz pedalı nedeniyle turbo türbinin moment kaybetmesini engellemek için, “blow-off” benzeri bir kaçış valfi de bulunur. Maksimum 1,8 bar yükleme basıncı sunan tek şarjlı TSI motorlarda herşey en yüksek verim ve performans sunmak için özenle geliştirilmiştir.
 
Çift şarjlı TSI motorlarda ise egzoz turboşarjına ek olarak, esas olarak düşük devirleri beslemeyi amaçlayan bir Kompresör de bulunur. Motora, ayrılabilir bir kavrama ile direkt olarak krank milinden bağlı olan bu ünite, daha rolanti devrinden itibaren çok yüksek bir basınç üreterek motoru besleyebilmektedir. Yüksek devirlerde, ayrılabilir kavrama ile motordan ayrılan kompresör, aşırı besleme görevini turboya bırakır ve böylece tüm devir bantlarında sürekli yüksek çekiş gücü garanti edilir. Çift şarjlı TSI motorların maksimum yükleme basıncı bir spor otomobil seviyesi olan 2,5 bar’dır!
 
Aşırı besleme sistemlerinin binek araçlarda kullanımıyla, sabit bir yükleme basıncı garanti edilmiştir. Bu, düz bir tork eğrisinin elde edilmesini ve böylece tek bir zirve noktasında değil, geniş bir devir bandında aynı çekiş gücünün (tork) elde edilmesini sağlamıştır